Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, TBMM’de yaptığı sunumda jeopolitik gelişmelerin dezenflasyon sürecini etkilediğini belirtti. Fonlardaki çıkışların mevduata yöneldiğini ve fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikasının süreceğini açıkladı.
Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı sunumda, yıl içindeki jeopolitik gelişmelerin dezenflasyon sürecini etkilediğini belirtti. Karahan, bu etkilere rağmen dezenflasyon sürecinin ivme kaybetse de devam ettiğini ifade etti.
Para politikasının doğrudan etkilediği alanlarda enflasyonda yavaşlamanın daha belirgin olduğunu kaydeden Karahan, arz şoklarının manşet enflasyona yansımalarının sınırlı kaldığını söyledi. Mart-Haziran döneminde enflasyonun ana eğiliminin yükseldiğini hatırlatan Karahan, Temmuz ayından itibaren ana eğilimde tekrar bir gerileme gözlemlediklerini aktardı. Şokların etkisi azaldıkça ve sıkı para politikası duruşuyla dezenflasyonun ivme kazanacağını öngördüklerini dile getirdi.
Karahan, yüksek seyreden enerji fiyatlarının küresel enflasyon üzerindeki etkisinin sürdüğünü vurguladı. Küresel büyümede bu yıl bir ivme kaybı beklendiğini, ancak 2027’de baz etkileriyle bir toparlanma öngörüldüğünü bildirdi. Savaşın büyüme üzerindeki etkisinin savaş bölgesi dışında sınırlı kaldığını ancak Türkiye’nin bu bölgeyle güçlü ticaret bağları nedeniyle dış ticaretinin olumsuz etkilendiğini belirtti. Ülkeler genelinde manşet enflasyonun ve kısa dönem enflasyon beklentilerinin arttığını gözlemlediklerini aktardı.
Gelişmiş ülke merkez bankalarına dair politika faizi beklentilerinin yukarı kaymasının, küresel olarak daha sıkı para politikası beklentilerini güçlendirdiğini söyledi.
İkinci çeyrekte büyümenin iç talep öncülüğünde yavaşladığını ve yıllık yüzde 2,3 oranında gerçekleştiğini belirten Karahan, sıkı para politikasının bir sonucu olarak talep kompozisyonunun dengeli bir görünüm sunduğunu ifade etti. Yurt içi talep yavaşlarken, net ihracatın büyümeye pozitif katkı sağladığını aktardı. Temmuz ayında hizmet üretimi artarken sanayi üretiminin gerilediğini gözlemlediklerini söyledi.
Kapasite kullanım oranının tarihsel ortalamaların altında seyrettiğini ve üçüncü çeyrekte işsizlik oranının yatay seyrettiğini bildirdi. Lojistik maliyetleri ve tedarik sorunlarına rağmen ihracatın ikinci çeyrekte arttığını, ithalatta ise daha düşük oranlı bir artış olduğunu kaydetti. Enerji ithalatının yükselen fiyatlar nedeniyle artarken, altın ithalatının gerilediğini belirtti.
Eylül ayı verilerinin, mevsimsellikten arındırılmış dış ticaret açığında ikinci çeyrekteki gerilemenin üçüncü çeyrekte de devam ettiğini gösterdiğini aktardı. Bu dönemde ihracatın ikinci çeyrek seviyesini koruduğunu, enerji ithalatının gerilese de yüksek seyrettiğini, altın ithalatının belirgin azaldığını ve altın-enerji hariç ithalatın da düştüğünü söyledi.
Turizmde savaşın etkisinin beklenenden az olumsuz olduğunu belirten Karahan, ikinci çeyrekte cari açığın milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında seyrettiğini ifade etti. Enerji hariç dış ticaret dengesindeki iyileşmenin, cari açığın sınırlı gerilemesinde rol oynadığını söyledi. Jeopolitik riskler nedeniyle enerji fiyatlarının yüksek seyrini sürdürmesinin dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü risk taşıdığını ancak iç talepteki yavaşlama ve altın dış ticaret dengesindeki iyileşmenin cari dengeyi desteklediğini belirtti. 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngördü.
Karahan, ana eğilimin yıllık enflasyonun altında seyrettiğini ve arz yönlü baskıların sönümlenmesiyle dezenflasyonun devam edeceğini söyledi. Enerji grubu dışındaki tüm gruplarda yıllık enflasyonun geçen yıla göre gerilediğini dile getirdi. Eşel mobil sisteminin, küresel arz şokunun yurt içi fiyatlara etkilerini sınırlayarak dezenflasyon sürecine önemli katkı sağladığını ve sistemin akaryakıt fiyatlarına yansımasını yaklaşık 16 puan sınırladığını belirtti.
Hizmet enflasyonundaki yavaşlamanın sürdüğünü ve talep koşullarındaki zayıflamanın bunu desteklediğini ifade eden Karahan, aylık kira artışlarının yavaşlayarak hizmet grubu genelinin altına indiğini ve kira enflasyonundaki gerilemenin süreceğini söyledi.
Mart başındaki jeopolitik gelişmelerin yarattığı belirsizlikleri sınırlamak amacıyla sıkı para politikasını destekleyici tedbirler aldıklarını hatırlattı. Bu kapsamda alınan tedbirler ve makroihtiyati düzenlemelerle sıkı parasal duruşu desteklemeye devam ettiklerini belirtti. Özellikle ikinci çeyrekten itibaren Türk lirası mevduata girişlerin hızlanmasıyla mevduatın payının yüzde 61’in üzerine çıktığını aktardı. Fonlardan çıkışlar olsa da bunların büyük oranda mevduata yöneldiğini ve bu yönelimin Türk lirası tercihinin mevcut payı ile uyumlu olduğunu söyledi.
27 Şubat’ta 210 milyar dolar olan brüt rezervlerin, 25 Eylül itibarıyla 171 milyar dolara yükseldiğini bildiren Karahan, rezervlerdeki gerilemenin 23 milyar dolarlık kısmının altın fiyatlarındaki düşüşten kaynaklandığını kaydetti. Swap hariç net rezervlerin ise 40 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu açıkladı.
Karahan, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunu kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı. Son dönem verilerinin enflasyon görünümünün iyileştiğini ima ettiğini ancak jeopolitik gelişmelerin yukarı yönlü riskleri canlı tuttuğunu belirtti. Dezenflasyon konusundaki kazanımların devamını sağlamak için ihtiyatlı olunacağını ve kalıcı fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşul olduğunu sözlerine ekledi.
Reklam & işbirliği: [email protected]